| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

moda,nişanlık,gelinlik,örgü

Yazılar

Göbek eritmek zor değil

Eyvah, göbeğim var bikini bile giyemiyorum' diyorsanız bu önerileri mutlaka uygulayın!

Deniz mevsimi açılmadan...
Yaz geldi! Siz hâlâ göbeğinizi eritemediğinizi düşünüp, bikini giymeye cesaret edemiyorsunuz. Halbuki şimdi başlayıp uygulayacağınız basit önerilerle, birkaç gün içinde sonuç vermeye başlayacak ve tatil günlerinizde kendinize daha çok güven duyacaksınız. 

Göbeği eritmenin yolları

• Yaz geldi! Siz hâlâ göbeğinizi eritemediğinizi düşünüp, bikini giymeye cesaret edemiyor musunuz?..

• Hemen uygulamaya başlayacağınız basit önerilerle, birkaç gün içinde göbeğinizi kontrol altına alabilir ve tatil günlerinizde kendinize daha çok güven duyabilirsiniz.

İşe az yemekten başlayın

• Akşam yemeklerini bol mineral alabileceğiniz sebze ağırlıklı mönülerle oluşturun. Böylelikle vücudunuz depoladığınız yağları yakmaya başlar.

• Sık sık küçük öğünler yiyin. Şekeri mümkün olduğunca kesin. Vücudunuzun şeker ihtiyacını meyvelerle karşılayın.

• Ancak meyveyi mutlaka bir proteinle birlikte alın ki hemen kana karışıp daha sonra da yağa çevrilmesin!

Egzersizleri ihmal etmeyin

• Egzersizlerinizi sabah kahvaltısından önce yaparsanız gece boyu harcayamadığınız enerji açığını kapatacak ve depolandığınız yağı eriteceksiniz.

• Akşam yemeği sonrası yapacağınız egzersiz ise bütün gün boyunca biriktirdiğiniz şekeri eritecek. Hatta uyuduğunuz sırada da vücuttaki yağ depolarından yakmaya başlayacak.

İp atlayın

• Bacaklar, kasların en çok biriktiği yerdir. Onları güçlendirmek, kalorileri daha iyi yakabilmek ve metabolizmayı hızlandırmak anlamına gelecektir.

• Kalça kaslarınızı güçlendirecek egzersiz yapmak da yararınıza. Hiçbir şey yapamıyorsanız, günde en az 15 dakika ip atlayın. Böylelikle 100 kaloriden fazlasını harcayacaksınız!

• Tüm bunları kendinizi sıkmadan yapın. Unutmayın uzmanlar haftada bir kilo ve 6 haftada bir beden incelmenin ideal olduğunu söylüyor.

2. Kaba tuzla banyo

• Kaba tuz terletir ve vücuttaki fazla suyun vücut dışına atılmasına, derinin metabolizmasının hızlanmasına yardımcı olur.

• Süpermarketten veya bakkaldan birkaç torba kaba tuz alıp, banyodan önce bir bardak kaba tuzu biraz sıcak suyla karıştırarak, karnınızın üstüne sürün. 10 dakika ellerinizle masaj yapın. Daha sonra sıcak suyla durulayıp banyonuzu yapın.

1. Ev işleri

• Yerleri temizlerken elektrikli süpürge yerine bez veya normal süpürgeyi tercih edin. Hava sıcaklığının arttığı öğle saatlerinde çamaşır yıkamayı ve ütü yapın.

• Acıktığınızda, kendinize bir diet yemek hazırlayın. "Aşçı" genellikle kendi pişirdiği yemekleri yemeyi sevmez, böylece az yemek yemiş olacaksınız.

3. Masaj

• Masaj, karın bölgesini eritmek için en çok kullanılan yöntemlerden biridir. Masaj kremiyle karnınızı ovalayın. Bu uygulama, karın bölgesindeki yağın giderilmesi için etkilidir.

• Masaj, derinin ısısını yükselterek enerji tüketimini artırmanın yanı sıra bağırsakların hareketlerini de hızlandırır. Kan dolaşımını hızlandıran masaj fazla suyun da vücuttan atılmasına yardımcı olur. Her gün bir masaj yapmayı ihmal etmeyin.

4. Diyet

Normal öğünden önce biraz atıştırın. Bu uygulama iştahınızı kapatarak normal öğünde daha az yemek yemenizi sağlar. Ayrıca her gün 15-20 mililitre sirke içerseniz, bir ay içinde sevindirici bir sonuç görebilirsiniz.

5. Beyni çalıştırma

• Eski Sovyetler Birliği'nden bir fizyolog, beyin ne kadar çok çalışıyorsa, vücudun o kadar çok enerji tükettiğini öne sürdü.

• Bu teoriye dayanarak, beyni çalıştırma yoluyla zayıflama yöntemi ortaya çıktı. Bu yöntemde, şişman insanlara kitap okumak, resim yapmak, yazı yazmak, matematik soruları çözmek ve teknik beceri öğrenmek gibi çalışmalar yapmaları öneriliyor.

Otomobil kullanırken de göbek eritebilirsiniz

• Herkes otururken, otomobil kullanırken karın kaslarını sıkılı tutup bırakabilir... Sıkmak, beklemek ve gevşemek önemli.

• Oturduğunuz yerden çapraz karın kaslarını çalıştırmak adına çapraz yönde sağ elinizi sol dizinizi geçecek yönde çevirerek ve sonra aksi yönde tekrarlayarak kasları sıkıp bırakarak çalıştırabilirsiniz.

• Üst karın kaslarını otururken çalıştırmak zordur, otururken en fazla yapabileceğiniz boynunuzu iyice öne doğru eğip çenenizi göğsünüze yaslayıp bir miktar çalıştırmaktır. Karın kasları gerçekten çok önemlidir; insanın duruşunu, bel sağlığını ve bütün olarak da omurga sağlığını etkiler.

• O nedenle mutlaka gerekli özen gösterilmelidir. Oturduğunuz yerde bu egzersizleri yapmayı bir alışkanlık haline getirin. Böylece 'spora zamanım yok' diye bahaneniz de kalmaz.

Göbek eritmek için soya sütü

• Göbek bölgesindeki yağlardan kurtulmak isteyenlere müjde. Amerikalı bilim adamları her gün düzenli olarak soya sütü içeren içeçekler tüketmenin, göbek bölgesindeki yağlanmayı ortadan kaldırdığını ortaya çıkardı.

• Alabama Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre, soya sütü fazla şekerin yağa dönüşmesini engelleyerek günlük olarak alındığında karın bölgesindeki yağların erimesini sağlıyor.

• Araştırmayı yürüten uzmanlardan Dr. Daniel Christie, soya sütlü içeceklerin karın bölgesindeki yağları engellemesine bağlı olarak kadınların kalp ve diyabet gibi rahatsızlıklara yakalanma riskini de azalttığını belirtti.

Suda eriyen vitaminler

B1 Vitamini (tiyamin)

Sinir ve kaslar için gerekli olan karbonhidratların sağlanması ve metabolize edilmesi için gereklidir. Kan dolaşımı ve beyin fonksiyonlarına yardımcı olur.

Kaynakları

Tahıl ürünleri ve kabuklu pirinç, ayçiçeği çekirdeği, yağsız et, balık ve bezelye.

Azlığı

Nadir olmakla beraber azlığı durumunda yorgunluk, iştahsızlık, konsantrasyon bozukluğu, el ve ayaklarda hissizlikle beraber, felç durumu ve ölüme de neden olabilen beriberi hastalığı görülür.

Aşırısı

İdrarla atıldığı için yan etkisi tespit edilmemiş.

B2 Vitamini (riboflavin)

Cilt, saç ve tırnakların oksijen kullanımı için gereklidir. Katarakt tedavisinde faydalıdır.

Kaynakları
Et, balık, kuruyemişler, karaciğer ve tahıllar ürünleri.

Günlük ihtiyaç 1,5-2 mikrogram.

Azlığı
Alkolik yaşlılarda bu vitamin azlığı nedeniyle deri lezyonları, yorgunluk ve konsantrasyon bozukluğu görülür. Fazlası idrarla atılır.

B3 vitamini (niasin)

Sağlıklı bir beyin ve güzel bir cilt için gerekli bir vitamin. Metobolizmanın tüm safhalarında yer alır. Derin nemi ve mide, safra kesesi sıvılarının salgılanması için gerekli.

Kaynakları
Et, balık, kuruyemişler, karaciğer, tahıllar.

Günlük ihtiyaç 15 mgr.

Azlığı
Ağız ve bağırsak derisinde değişiklikler, baş ağrısı, baş dönmesi ve uykusuzluk.

B5 Vitamini (pantotenikasit)
Deri için ve saçların uzaması için gerekli vitamindir. Metabolizmanın tümüne iştirak eder. Yağ, karbonhidrat ve protein parçalanmasında rol alır. Kolesterol sentezinde yardımcı olur. Özellikle başta kortizon olmak üzere, böbrek üstü bezi hormonlarının üretimine yardımcı olur.

Kaynakları
Et, tavuk, balık, baklagiller, tam tahıl ürünleri, süt ve süt ürünleri.

Günlük ihtiyaç 6 mgr.

Azlığı
Doğada bol olduğu için çok nadir görülür.

B6 Vitamini (piridoksin)
Bebeklerin sağlıklı gelişmesi için gereklidir. Çocukların büyümesi, sinir sistemlerinin gelişmesi ve kan yapımı için bu vitamine ihtiyaçları vardır.

Kaynakları
Tavuk, et, balık, yumurta, sarısı, baklagiller ve tam tahıl ürünleri.

Günlük ihtiyaç 2 mgr.

Azlığı
Azlığı durumda göz ve kulak çerçevesinde deri değişiklikleri, ağız içi ve dudaklarda yaralar görülür. Ancak azlığına çok ender rastlanır.

B12 vitamini (siyanokobolamin)
Kan yapımı için gereklidir. Demirin kullanımını kolaylaştırır. Yağın yanmasını kolaylaştırır. Sinir sistemi, ağız  ve boğaz derisinin yapımında rol alır.

Kaynakları 
Balık, et, yumurta, tavuk ve peynir.

Günlük ihtiyaç 3 mikrogram.

Azlığı
Pek rastlanmıyor. Kansızlık, yorgunluk, konsantrasyon bozukluğu gibi durumlar özellikle vejetaryenlerde sık görülüyor.

Biotin
Saç, deri ve tırnakları güçlendiren, güzelleştiren vitamindir. Kan ve deri hücrelerinin üretimi için gereklidir.

Kaynakları
Yumurta, karaciğer, kuruyemişler, soya fasulyesi, tam tahıl ürünleri ve sebzeler.

Günlük ihtiyaç 30-100 mikrogram.

Azlığı
Nadiren görülür. Zayıf ve erken kırlaşmış saçlara ve kuru bir cilde neden olabilir.

İnositol
Damar sertliğini önlediğine inanılıyor. Bunu da kolesterolü düşürerek yapıyor. Saçların uzamasına yardımcı oluyor.

Azlığı
Damar sertliği ve saç dökülmesine neden olabilir.

Kaynakları
Tam tahıl ürünleri, bira mayası ve baklagiller.

Folik asit
Beyin fonksiyonları için hayati önemi vardır. Ana rahminde gelişmekte olan bebeğin beyin, sinir ve sinir sistemi gelişimi için bu vitamine ihtiyaç vardır. Kan hücrelerinin yapımı için de gereklidir.

Kaynakları
Karaciğer, yumurta, tam tahıl ürünleri, kuruyemişler, baklagiller, yeşil sebzeler ve süt ürünleri.

Günlük ihtiyaç: 300 mikrogram.

Azlığı
Kansızlığa neden olur. Ağızda yaralar, dudaklarda çatlaklar, ruhsal durumda değişmeler ve bellek zayıflığı görülebilir.

Yağda eriyen vitaminler

A Vitamini (yağlı yiyeceklerle alınması şart)
Diğer adıyla görme vitamini; embriyonun gelişmesi ve büyüme için gerekli hücrelerin çoğalmasını sağlar. Bronş, ağız, yemek borusu, mide, bağırsak ve vajina iç derisini (mokoza) korur. Aknelerin oluşmasını engeller. Aynı zamanda antioksidan olduğundan kanseri önlemede rol oynar.

Kaynakları
Balık, et, karaciğer, yumurta, süt ve peynir.

Günlük ihtiyaç 1 mgr.

Aşırısı
Yağda eriyen idrarla atılmaz. Karaciğerde nötralize edilir. Uzun zaman yüksek dozda alınırsa, iştahsızlık, deri kuruması, saç dökülmesi, kemik ağrıları olabilir.

D Vitamini 

Ön maddesi deri altında bulunur. Güneş ışınlarının etkisiyle D vitaminine dönüşür. Bu vitamin, kalsiyum ve fosforun bağırsakta emilimi ve vücutta kullanımı için gereklidir. Kuvvetli kemik ve dişler, bu vitaminin kalsiyumu buralara yerleştirmesiyle olur.

Kaynakları
Karaciğer, balık, yumurta, tereyağı, peynir, mantar.

Günlük ihtiyaç 5 mgr.

Azlığı
Az kalsiyum ve fosfor alınmasına bağlı olarak kemiklerde yumuşama görülür.

Aşırısı
Bulantı ve kusma yapar. Böbreklere zarar verir.

Çocuklar için önemli:
Çocukların güneşin dik gelmediği saatlerde açık havada gezdirilmesi durumunda, deri altındaki ön madde D vitaminine dönüşür.

E Vitamini
- Serbest radikallerin hücre zarındaki yağı oksitlenmesine ve böylece kanser oluşumuna engel olur.
- Kötü huylu (LDL) kolesterolün serbest radikaller vasıtasıyla oksitlenip damar çeperine çökerek sertliği (ateroskleroz) yapmasını engeller. Böylece yüksek tansiyon, kalp krizi, felç gibi hastalıklar önlenmiş olur.
- Bağışıklık ve savunma sistemini güçlendirir.

Azlığı
Yüksek tansiyon, kalp krizi, felç gibi hastalıkların erken yaşta gelişmesine neden olur.

Kaynakları:
Sızma yöntemiyle üretilmiş sıvı yağlarda ve bu yağların elde edildiği yiyecek maddelerinde bulunuyor.
100 gr. keten tohumunda   57 mgr.
100 gr. fındıkta    26 mgr.
100 gr. bademde    25 mgr.
100 gr. ayçiçeği yağında   50 mgr.
100 gr. mısır yağında   31 mgr.
100 gr. zeytinyağında   13 mgr. E vitamini bulunuyor.

Günlük ihtiyaç 15 mgr. civarındadır.

K Vitamini
Kanın pıhtılaşmasında görev alır. Minarellerin kemiklere yerleşmesi ve kemik tamiri için gereklidir.

Kaynakları
Lahana, ıspanak, brokoli, brüksel lahanası, karnabahar, tam tahıl ürünleri, peynir, et karaciğer, bitkisel yağlar.

Günlük ihtiyaç 80 mikrogram.

Azlığı
Özellikle çocuk ve yaşlılarda görülebilir. Kanamalara neden olabilir. Dişlerin fırçalanması esnasında uzun süren kanamalar dikkati çeker. Bunun için çocuklara ve yaşlılara dışarıdan K vitamini takviyesi yapılmalı.

Vitaminler yağda eriyenler ve suda eriyenler şeklinde ikiye ayrılır

Yağda eriyenler (yağda erimemişlerse bağırsakta  emilmezler)
A vitamini
D vitamini
E vitamini
K vitamini Suda eriyenler
B vitaminleri
B1 (tiyamin)
B2 (riboflavin)
B3 (niasin)
B5 (pantotenikasit)
B6 (piridoksin)
B12 (siyanokobolamin)
Biyotin
Kolin
Folikasit
İnositol
Paraaminobenzoik asit
C vitamini

Gökkuşağındaki Sekizinci Renk

 

Herkes bilir ki gökkuşağı yedi renktir. Gökkuşağında başka bir renk yoktur. Gelin görün ki küçük bir kız bir renk daha gördüğünü iddia ediyordu. Şimdi bu kıza güvenelim mi? İsterseniz karar vermeden önce onu biraz tanıyalım.
Bu küçük kız bu olayı keşfettiği zaman sekiz yaşındaydı. Şu anda yirmi yedi, yirmi sekiz yaşlarında olmalı herhalde. Bu küçük kızın adı Geceparıltısı idi. İsmi belki size garip gelebilir ama parlak bir gecede doğduğu için bu ismi koymuşlar ona.
Geceparıltısı’nın başından geçenleri bu öyküye dökmek isterim. Bu küçük kızın başından geçenler çok önemli şeyler.
Sonbaharın hemen hemen her günü olduğu gibi yine yağmur yağmış, hemen arkasından Güneş açmıştı. Gökkuşağı en güzel yedi rengini göstermişti. Sanki Geceparıltısı için gelmiş, Geceparıltısı için, gizlediği bir rengini daha göstermişti. O da ne! Geceparıltısı bir renk daha görmüştü, hem de gökkuşağının en ucunda. Bu rengi size gösteremeyeceğim ama içimde uyandırdığı bu güzel duyguyu size yansıtmaya çalışacağım. Kendimi en soğuk uçurumun köşesinde, en sıcak şöminenin içindeymiş gibi hissettim. Geceparıltısı’nın da hissettikleri aynen bunlardı. Hemen resim çantasını açtı, suluboyasını çıkardı. Neredeyse her rengi birbiriyle karıştırdı ama bir türlü gördüğü o müthiş rengi yapamadı. Bu rengi unutmak istemediği için hemen not defterini çıkardı ve “En sıcak şöminenin sıcaklığı, en soğuk uçurumun kenarı = Yeni renk” diye not aldı. Not defterini cebine koydu ve jet gibi mutfağa, annesinin yanına koştu. Not defterini ona gösterdi ve heyecanla yaşadıklarını ona anlatmaya başladı. Annesi çoğunuzun düşündüğü gibi ona inanmadı ve bir bardak taze sıkılmış portakal suyunun iyi geleceğini söyledi. Elbette bu iyi gelmeyecekti. Ona inanacak biri olmadığı sürece iyi hissetmeyecekti zaten. Birden aklına bir fikir geldi. Ona inanabilecek tek bir kişi vardı o da gökkuşağının ta kendisiydi.
Ertesi gün yağmur yağmadı. Sonraki gün de. Günler birbirini kovalarken yağmur yağmaktan, Güneş de yağmurun ardından açmaktan vazgeçiyordu. Artık Geceparıltısı’nın tek bir şans vardı. Gökkuşağını evde arayacaktı. Daha öce evin çeşitli yerlerinde gökkuşağı görmüştü. Aynada, sabunlu suda ve hatta zeytinyağında gökkuşağı görmüştü. Gökkuşağı bulmak zor olmamalıydı herhalde. Ne yazık ki haklı olmadığını üzülerek bildirmek zorundayım. Nereye giderse gitsin sanki gökkuşağı ondan kaçıyordu. Sonunda banyoda onu kıstırdı ve çok merak ettiği soruyu sordu:
— Ey tatlı gökkuşağı, ben Geceparıltısı. Lütfen soruma cevap ver. Gerçekten var mı sende, o sekizinci renkten? Gökkuşağı başını eydi ve yere sekiz renkli muhteşem bir gözyaşı düştü. Gökkuşağı sessizce:
— Geceparıltısı ben çok yanlış bir şey yaptım, dedi sonra isteksizce devam etti:
— Bin yılda bir kere en karmaşık, en güzel rengimi yeryüzüne gösteririm ama hiç kimse görmeden geri almak zorundayım. Ne yazık ki sen bu rengi gördün, dedi ve hüngür hüngür ağlamaya başladı. Geceparıltısı hemen onu avuttu ve:
— Ben senin sırrını sonsuza kadar saklayacağım, asla ama asla kimseye söylemeyeceğim, dedi. Gökkuşağı o sırada gülümsemeye başladı. Geceparıltısı’na olan sonsuz güveni ile gözden kayboldu.
Gökkuşağı Geceparıltısı için bir renk yaptı. Bu renk öyle bir renkti ki kim görürse görsün tüm gökyüzünde Geceparıltısı’nın suratını görecekti. Gökkuşağı bu rengi Geceparıltısı’na armağan etti. Geceparıltısı artık her bakışında kendi yüzünü görüyor gökte. Kaybolmadan önce, gökkuşağı son bir kere göz kırpıyor Geceparıltısı’na. Aralarındaki dostluk Geceparıltısı’nın gördüklerine herkesten farklı bir açıdan bakması ve kendine olan inancı sayesinde yıllardır devam ediyor.

Hayata Güzel Bakmak

Hastahanenin bir koğuşunda üç kötürüm bulunuyordu.Bunlardan
koğuşa ilk gelen pencerenin önüne,ikincisi ortaya,üçüncüsü ise kapı
kenarına yatırılmıştı.
Ortadaki hasta iyimser bir adam olduğu için,neşeli konuşmalarıy-
la ötekileri eğlendiriyor ve kederlerini azaltmaya çalışıyordu.
Soğuk bir kış gecesi,pencerenin yanındaki hasta öldü.Onu kaldırdık-
tan sonra ortadaki hastayı pencerenin önüne,kapının yanındakinide
ortaya yatırarak,boşalan yere yeni bir hasta getirdiler.
Pencerenin önüne alınan iyimser hasta,dışarıda gördüklerini anlatmaya
başladı.
Yol kenarındaki parkı,dev çınar ağaçlarını,cıvıldaşan kuşları
işlerine koşan insanları,neşeli çocukları ve karşı dağlardaki çiçek
dolu tarlaları uzun uzun anlatarak,çaresiz durumdaki arkadaşlarını
rahatlatıyordu.Adam kısa bir süre sonra,gelip geçenlere isimler tak-
maya başladı.Öteki hastalar,artık sabah işe gidenlerin,seyyar satıcı-
ların ve akşam vakti yorgun argın eve dönenlerin öykülerini dinleye
dinleye,onları gözleri önünde canlandırıyordu.
Kısa bir süre sonra hastahanenin ruha ağırlık veren havası dağıl-
mış ve türlü geçmek bilmeyen can sıkıcı saatleri tatlı öyküler doldur-
muştu.Bir gün ortadaki hastanın aklına bir fikir geldi.Eğer pencere-
nin önündeki hastaya birşey olursa oraya kendisi geçecek ve onun öy-
külerini dinlemektense,dışarıdaki renkli ve canlı yaşamı kendi göz-
leriyle görecekti.Bu düşünce günlerce kafasına yer etti.Yattığı yer-
den hep bunu düşünüyor ve çareler araştırıyordu.Sonunda onuda buldu
Pencerenin önündeki hastaya bazen kalp krizleri geliyordu.Adam bu
durumda komodinin üzerindeki ilacına güçlükle uzanıyor ve odada hasta
bakıcı olmadığından ilacı kendisi alıyordu.
Bir gece,pencere önündeki hastaya yine bir kriz geldiğinde,ortadaki
hasta büyük bir gayretle doğrularak onun ilacını devirevirdi.Şişe
yere düşmüş ve paramparça olmuştu.Ertesi sabah,pencerenin önündeki
hastayı ölü buldular.Ve onu kaldırdıktan sonra,ortada yatan hastayı
cam kenarına geçirdiler.Adam göreceği manzaranın heyecanıyla dışarıya
baktığında beyninden vurulmuşa döndü.!
Pencerenin bir kaç metre ötesinde,simsiyah bir duvardan başka
hiç birşey yoktu..

Emziren Kadın..

Anne sütüyle büyüyen kadınların meme kanserine yakalanma riskinin diğerlerinden daha az olduğu saptandı.

Amerikalı araştırmacıların, yaşları 20 ila 69 olan 2016 meme kanseri kadın ve aynı yaşlarda 1960 sağlıklı kadını incelediği ve kadınların bebekliklerinde anne sütüyle beslenmelerinin meme kanserine yakalanma riskini düşürdüğünü, ancak bu etkinin ailenin ilk doğan kız çocuklarında görülmediği bildirildi.

Sonuçları Epidemiology dergisinde yayımlanan araştırma, 3 ya da daha fazla ablası olan ve bebekken anne sütüyle beslenen kadınların meme kanserine yakalanma riskinin daha az olduğunu gösterdi. Wisconsin Üniversitesinde görevli araştırmacı Hazel B. Nichols, genel anlamda bebekken anne sütüyle beslenen kadınlarda meme kanserine yakalanma riskinin yüzde 17 daha düşük gözlendiğini, ancak ailenin ilk doğan kız çocuklarına bakıldığında böyle bir düşüşe rastlanmadığını söyledi.

Araştırmacılar, annenin kız çocuğunu doğurduğu yaşın, anne sütüyle büyüyen kadınlar üzerinde etkisinin saptanmadığını da bildirdi. Konuyla ilgili olarak düşüşe, emzirme süresi veya anne sütündeki çevresel kirleticilerin seviyelerinin etkisinin araştırılması gerektiği de belirtildi.

SOLGUN VE MAT SAÇLAR

Biz yaz boyunca güneşin tadını çıkarırken, saçlarımız için bu yılın en gergin dönemi. Parlaklığını kaybediyor, kuruyor ve rengi soluyor. Böylelikle sağlıklı saçlar bir anda dökülmeye yüz tutmuş saçlara dönüşüyor. Tıpkı cildimizde olduğu gibi saçlarda da UV ışını faktörü yaşlılık sürecini hızlandırıyor. Neden? Saçlarımız yüzde 90 oranında protein bileşimlerinden oluşuyor. Büyük bir bölümü keratindir ve ne yazık ki 40 yaşından itibaren vücutta tam anlamıyla yeniden üretimi söz konusu değildir. Bunun hoş olmayan sonuçlarından biri saçların zayıflaması, incelmesi ve kırılganlaşmasıdır. Eksilen keratin bağlantısı güneş ışığının da etkisiyle kopar bu da saç yüzeyinin matlaşmasına neden olur. Saçların zor taranması işte bu yüzdendir. Saçın iç yapısında ise zedelenmeler meydana gelir ve yavaş yavaş doğal melanin de zarar görür. Bundan dolayı renk verici pigmentler ışığın da etkisiyle karbondioksitle birleşiyor ve doğal düzenleri bozulduğu için renk ve koruma fonksiyonlarını kaybediyor. Saçlar matlaşıyor ve nemini kaybediyor. Ayrıca saç derisi baskıdan dolayı çok daha fazla terliyor bu da saçların yağlanmasına ve parlaklığını yitirmesine neden oluyor.

Sağlıklı Beslenme Takıntısı

 
Sağlıklı beslenme takıntısıOrtoreksiya daha çok mükemmeliyetçi, obsesif, aşırı kontrolcü kişilik yapılarına sahip kişilerde sıklıkla ortaya çıkıyor. Psikolog Aytül Serpel, ortoreksiyaya giden süreci anlattı.

İncecik sıfır beden kadınlar, atletik, bakımlı erkekler, diyet, sağlıklı beslenme, detoks kürleri, şifalı besinler derken bilinen yeme bozukluklarına geçtiğimiz yıllarda bir yenisi daha eklendi. Daha çok gelişmiş ülkelerde ve yüksek sosyo-ekonomik düzeydeki kişilerde ortaya çıkan bu hastalığın adı Ortoreksia Nevrosa, yani Sağlıklı Yeme Takıntısı, anca, orthos (doğru) ve oreksia (iştah) kelimelerinin birleşiminden oluşuyor. Amerikan Diyetisyenler Derneği orunun 10 yıl içinde yaygınlaşacağını İngiltere'deki Beslenme Bozuk-;n Demeği (EDA) ise ortoreksiyanın gelecek yıllarda insanlığı ciddi de tehdit edeceğini söylüyor.

Peki, nasıl olur da sağlıklı beslenmek sağlıksız besini reddetmek sağlığımızı bozabilir? İşin bu kısmı tamamen psikolojik yapılanmalarımızla, hayata ne kadar esnek ve dengeli bakabildiğimizle ilintili. Ortoreksiyanın henüz yeni tanımlanan bir hastalık olarak iyi ve geçerli kriterleri olmasa da yapılan araştırmalara göre, mükemmeliyetçi, obsesif, aşırı kontrolcü kişilik yapılarına kişilerde sıklıkla görülüyor.

Ortoreksik kişiler giderek yalnızlaşır

Ortoreksik kişiler için sağlıklı beslenme aşırı bir kaygıya neden olur. Kişi bazen daha sağlıklı olmak, bazen bir hastalıkla baş etmek bazen de kilo vermek için sağlıklı besinleri seçmeye başlayabilir, fakat bu kişilerin, zamanla besinin işlenmemiş olması, hiçbir katkı maddesi içermemesi, hormon, tarım ilacı kullanılmadan üretilmesi, pişirilirken kullanılan yöntemlerden, saklandığı kabın yapıldığı maddeye kadar uzun bir sağlıklı besin kriter listeleri oluşur. Diyet, zamanlarının önemli bir kısmını alır. Bu kriterlere uymayan tüm besinler reddedilir hatta bunun sağlanamayacağı sosyal ortamlara girmekten kaçınmalar başlar.

Bu reddin bir kısmı kişisel inançlara göre oluşturulur, hızla alınan besin grupları azalır ve bazen sağlıklı besin¬ler bile yeteri kadar steril olmadıklarından tüketilmez, bu ürünlerle beslenemeyeceği yerlere gitmez ve kişi gittikçe yalnızlaşır.

Organik ve çiğ olanları tercih eder

Ortoreksiyada çoğu kez et ve süt ürünlerinden vazgeçilir, organik çiğ sebze ve meyveler tercih edilir ve beslenme 1-2 tip besin türüne indirgenerek besin dengesi bozulur. Kişi bu nedenle bir süre sonra hızla kilo kaybetmeye başlar bu da bize bildiğimiz beslenme bozukluklarından anoreksiya nevrozayı (yememe hastalığı) hatırlatır. Bazen anoreksiyada olduğu gibi ortoreksiya da 'yememe ve kilo kaybı', 'metabolik rahatsızlıklar' ve ölümle sonuçlanabilir. Ortoreksiyayı temel yeme bozukluklarından ayıran özellik; obezite (aşın şişmanlık), bulimia (aşın yeme hastalığı) ve anoreksiya nevrozada (yememe hastalığı) sorun besinin miktarı iken, ortoreksiyada sorun besinin kalitesindedir. Hatta ortoreksiya için obezitenin tersi bile demek mümkündür. Her ikisi de dengesiz beslenmedir ve sağlıksızdır. Ortoreksiya gerçekçi olmayan bir düşünce yapısının ürünüdür. Ortoreksik yapıdaki kişilerin takıntıları şöyledir:

  • Yüzde 100 doğal olmayan hiçbir şey sağlıklı değildir.
  • Bu ürünlerden yersem kilom artar.
  • Kanser olurum.
  • Kontrolümü kaybederim.
  • Yediklerim benim kalitemdir.

Ortoreksik kişilerin tedavisinde bu düşünce yapılarını alternatif olumlu düşünce yapıları ile değiştirmek önemli. Ya hep ya hiç' düşünce yapı¬sı yerine fayda-zarar oranına bakmak, eğer faydası zararından fazla ise ona göre bir karar vermek gerekir. Örneğin denizlerimizin 50 yıl öncesine göre daha kirli olduğu bir gerçektir ancak tüm deniz ürünlerini yemeyi reddetmek gerçeğe uygun olmayan bir davranıştır. Çünkü kişinin bu nedenle malınım kalacağı vitamin ve mineraller deniz kirliliğinin vücuduna vereceği zarardan çok daha yıkıcıdır. Kişileri sağlıklı ama dengeli şekilde beslenmeye yöneltmek sağaltımda işe yarabilecek bir bakış açısıdır. Kısacası bizi biz yapan sadece yediklerimiz değil hayata karşı tutumuzdur. Kendimize hoşgörülü olmak ve uygun olanı istemek hem beslenme hem de içsel dengemizi kommamız-da rehberimiz olmalıdır.

Ortoreksik misiniz?

  • Günde üç saatten daha fazla zamanınızı beslenmenizi düşünmeye ayırıyor musunuz?
  • Yemeklerinizi günler öncesinden planlıyor musunuz?
  • Yediklerinizin besin değerleri, beslenme zevkinden daha mı önemmli?
  • Beslenmenizin kalitesi artarken, yaşamınızın kalitesi azaldı mı?
  • Yakın zamanda kendinize karşı daha az hoşgörülü mü oldunuz?
  • Sağlıklı beslenme kararlılığınız kendinizi beğenmenize yol açtı mı?
  • Sevdiğiniz besinlerden yerlerine sağlıklı besinler koymak için vazgeçtiniz mi?
  • Beslenme düzeniniz sizi ailenizden ve arkadaşlarınızdan uzaklaştırıyor mu?
  • Sağlıklı beslenme düzeninizden uzaklaşınca, suçluluk duyuyor musunuz?
  • Sağlıklı beslendiğiniz zaman kendinizi iyi kontrol edebildiğinizi düşünüyor musunuz?

Nasıl değerlendireceksiniz?

  • Sorulardan 4 veya 5 tanesine 'evet' yanıtını verdiyseniz beslenme düzeninizde daha esnek olmaya çalışın.

5-8 arası 'evet' yanıtınız varsa

  • Orta derecede ortoreksik belirtiler gösteriyorsunuz, beslenme hakkındaki düşüncelerinizi ve bunların beslenme dengenizi nasıl etkilediği¬ni gözden geçirin, gerekirse yardım alın.
  • 8 ve üzeri soruya 'evet', dediyseniz sağlıklı beslenme saplantısına yakalanmış olabilirsiniz. En kısa zaman da beslenmeniz ve psikolojik durumunuz ilgili destek almalısınız.

Göz Çevresi Bakımı

 
gozDoğal yaşlanma sürecini durdurmak değil ama hızını kesmek olası görünüyor. Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, göz çevresi ve boyun kırışıklıklarıma mücadele etmenin ipuçlarını verdi.

Göz çevresi, hem mimiklere hem de doğal yaşlanma sürecine bağlı olarak kırışıklıkların en fazla kendini gösterdiği hassas bölgelerden. Göz kısmak, konuşurken ya da stresliyken aşırı alın ve yüz mimiği kullanmak göz çevresinde çizgi oluşumunu kolaylaştırıyor. Bu çizgi ve kırışıklıkları azaltmak ise kozmetik üreticilerinin başlıca amacı. Prof. Müftüoğlu, "'Bu amaçla kullanılan ürünlerin içerisine uygun miktarlarda peptit, DMAE, hyalüronik asit, yeşil çay özü, arnika ekstresi konulursa ve bu foiTnüller biraz da alfa lipoikasit, koenzim Q-10 ve diğer antioksidanlarla güçlendirilirse göz çevresinin kırışıklarını giderme ve önlemede bir ölçüde de olsa başarı kazanmak mümkün olur" diyor.

ÇOK MİMİKLİ KONUŞMAYIN
• 20'li yaşlardan itibaren göz çevresine özel cilt ürünleri kullanın.
• Görme kusurunuz varsa göz doktorunuzun vereceği gözlük veya lensi kullanın.
• Böylece daha iyi görebilmek için gözlerinizi kısmazsınız.
• Çok mimikli konuşmayın. Doğal olun. Ayna karşısında, konuşurken nasıl mimikler yaptığınıza bakarak buna çözüm bulabilirsiniz.
• Yaz-kış güneş gözlüğü kullanın. Hem gözünüzü ve etrafını ışınlardan korumuş hem de güneşten dolayı gözünüzü kısmamış olursunuz.
• Göz makyajı yapmışsanız silmeden yatmayın.
• Göz çevresine ürün sürerken yumuşak davranın.
• Göz çevresine, yüzünüze sürdüğünüz nemlendirici her zaman uygun olmayabilir. İçindeki bilgiyi okuyun.
• Uykunuzu alın.
• Bilgisayara veya televizyona uzun süreli bakmak gözü yorar, dikkat edin.
• Haftada bir göz etraflarına bakım yapan, gözü dinlendiren maskeler yapabilirsiniz.