Yeşil Taşlı Havlu Kenarı Örneği
Yeşil Taşlı Havlu Kenarı Örneği modelleri...
Fitness Hafızayı Güçlendiriyor
Fiziksel olarak fit olan yaşlı erişkinlerin daha iyi spasyal hafızaya ve daha büyük hipokampusa sahip oldukları tespit edildi.Hippocampus dergisinde yer alan çalışma, fiziksel olarak fit erişkinlerdeki hipokampus büyüklüğünün spasyal hafızaya % 40 oranında katkı sağladığını ortaya koydu.
Beynin medyal temporal lobunun derinliklerinde yer alan hipokampus hafıza oluşumunda kilit rol oynuyor. Çıkarıldığı takdirde kişinin en yeni deneyimleri hafızaya depolama becerisi de köreliyor. Hipokampus ayrıca spasyal navigasyon ve diğer ilişkili hafıza tiplerinde esaslı rol oynuyor.
ARAŞTIRMALAR KANITLADI
İnsanlarda bazı aktivitelerin hipokampus büyüklüğünü modifiye
ettiğine inanılıyor. Söz gelimi, Londra'da taksi sürücülerinin yer
aldığı bir çalışmada, hipokampusun arka bölgesinin deneyimli
taksicilerde daha büyük olduğu saptandı. Almanya'da tıp öğrencileri
üzerine yapılan bir çalışmada final sınavlarına çalışan öğrencilerde
aynı hipokampus bölgesinin genişlemiş olduğu belirlendi.
Yaşları
59 ila 81 arasında değişen, 165 erişkinin kardiyorespiratuar
zindeliğini ölçen bilimciler, manyetik rezolans görüntüleme tekniğini
kullanarak, deneklerin sağ ve sol hipokampuslarının hacimsel analizini
gerçekleştirdiler. Ayrıca katılımcıların spasyal muhakemesini test
ettiler.
Çalışmanın öncülerinden psikoloji profesörü Art Kramer sonuçları şöyle değerlendirdi:
"Daha fit olan kişilerin hipokampus hacimleri de daha büyük. Hipokampus dokusu daha fazla olan kişilerin spasyal hafızaları da daha iyi. Bu gerçekten klinik olarak anlamlı bir bulgu, çünkü yaşam tarzı olarak benimsediğimiz davranış ve tercihlerin ileri yaşta görülen beyin küçülmesini etkileyebildiği görüşüne destek çıkıyor. Fit kaldığımız takdirde, öğrenme ve hafızada rol oynayan beynin kilit bölgelerini de korumuş oluyoruz."
HİPOKAMPUS NEDİR?
Beyin yarıkürelerinin yan karıncıklarından çıkarak gene aynı karıncıkların tabanını döşeyen sinirsel yapıya verilen ad.Cinsel arzunun bittiği nokta Aseksüalizm
Cinsel yaşamdan izole bir hayatın altında; eşcinsellik, odipal
çatışmalar, bağlanma sorunları, takıntılı kişilik yapısı, cinsel
fobiler, gebelik korkusu, yaş veya çekicilikle ilgili endişeler, bazı
psikiyatrik hastalıklar, yakınlaşma sorunları, katı dini ve ahlaki
inançlar yatabilir.PROF. DR. DOĞAN ŞAHİN: Aseksüel gruplar var. Onlar aseksüalitenin felsefi bir tercih olduğunu ileri sürerler. Oysa arzularımız felsefi tercihlerimize göre değil, yetişme koşullarımıza göre belirlenir. Sonradan arzularımıza uygun felsefi, ideolojik fikirler geliştiririz
Geçmişten beri hep vardı… Avrupa'da giderek yaygınlaşıyor. Son
yıllarda Türkiye'de de yeni bir tercih gibi ortaya koyuyor bu hayatı
seçenler. Özellikle de gençler... Aseksüellik, felsefi bir tercihmiş
gibi hayata karşı bir tavır olarak sunuluyor.
Peki, cinsel hayata sırtını dönmenin gerisinde neler yatıyor?
İstanbul
Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı 'Cinsel Yaşam Sorunları ve
Tedavileri Programı'dan sorumlu öğretim üyesi Prof. Dr. Doğan Şahin'e
sorduk.
Aseksüalitenin altında çok farklı nedenler
olabileceğini söyleyen Şahin, aseksüel yaşamlara değinirken önemli bir
konuya parmak basıyor. 'Newton eline kadın eli değmemiş biri olarak
yaşadı ama benim gibi yaşayanlardan bir grup kurayım, bir derneğimiz,
bir cemaatimiz olsun ve bunu da savunalım diye bir işe girişmedi. Şimdi
değişen şey bu. Çeşitli ülkelerde aseksüaliteyi savunan cemaatler var.
Bunlar kendi durumlarını felsefi bir tercihmiş gibi sunmaya
çalışıyorlar' diyor.
-Peki, felsefi bir tercih değilse nedir aseksüalite?
Aseksüalite cinsel ilginin olmayışı demektir. Cinsel arzunun yokluğu veya çok az olması söz konusu.
- Bir rahatsızlık mı?
Psikiyatri,
bir durumu rahatsızlık olarak kabul etmek için, durumun kendisi dışında
iki koşul daha arar. Birincisi, kişinin bundan belirgin bir rahatsızlık
duyması. İkincisi, kişinin sosyal ve mesleki işlevlerinde belirgin bir
sıkıntıya neden olması. Dolayısıyla cinsel ilgisi olamayan bir kişi
bundan rahatsız olmuyorsa veya kişilerarası ilişkileri, sosyal ve
mesleki yaşamı belirgin olarak bozulmuyorsa bir rahatsızlıktan söz
edemeyiz.
- Tedavi gerektirir mi?
Durumundan
rahatsız olmayan bir kişiyi kendisine ve etrafına zarar vermediği
sürece tedavi etmeye kalkmak insan haklarına aykırı bir durumdur. Kaldı
ki, kendisine zarar verme durumunda bile tedavi zorunluluğu tartışmalı
bir konudur. Aseksüellere gelecek olursak ne kendilerine ne başkalarına
zarar vermedikleri ve tedavi istemedikleri sürece, 'tedavi görmeleri
gerektiği' ileri sürülemez.
-Peki, cinsel arzunun yokluğu neden kaynaklanır?
Aseksüel
gruplar vardır. Onlar aseksüalitenin felsefi bir tercih olduğunu ileri
sürerler. Oysa arzularımız felsefi tercihlerimize göre değil, yetişme
koşullarımıza göre belirlenir. Sonradan arzularımıza uygun felsefi,
ideolojik fikirler geliştiririz. Nedenlerine gelince, çok farklı
nedenler cinsel arzuların baskılanmasına ve hissedilmemesine yol
açabilir. İnsanlar çeşitli arzularını baskılarlar, her hangi bir şeyin
baskılanması kendi başına patolojik bir durum değildir. Bastırma en
yaygın ve en temel savunma mekanizmasıdır. Yani kişinin çeşitli
nedenlerle kabul etmek istemediği bir arzu söz konusudur.
-Cinsel arzunun tamamen baskılanması hangi durumlarda söz konusu olabilir?
Söylendiği
gibi çok farklı nedenler olabilir. Ancak bu nedenler en yaygın
nedenler olsa da herkesi içermez. Çok özel, şahsi nedenler her durum
için geçerli olduğu gibi aseksüeller için de geçerlidir. Ancak sıklıkla
rastlanan nedenleri şöyle sıralayabiliriz.
a) Eşcinsellik: Bazen kişi gerçekte eşcinsel
arzulara sahiptir ancak eşcinsel arzularını homofobisi dolayısıyla o
denli kabul edilemez bulabilir ki, tümden cinselliği reddeder.
b) Ödipal çatışmalar:
İnsanlar yaşamlarının 3-5 yaşları arasında genellikle karşı cinsten
bazen de aynı cinsten ebeveynlerine ya da aile üyelerine cinsel
arzuları da içeren bir aşk duyarlar. Ancak daha sonra ensest yasağının
kavranması, kastrasyon anksiyetesi (cinsel kimlik karmaşası) ve son
olarak da süper egonun gelişmesiyle bu aşk sonlanır. Bazı kişilerde bu
dönemde yaşanan sorunlar nedeniyle bu aşk bilinç dışında devam eder ve
her türden cinsel ilgi yoğun suçluluk duygularına yol açarak cinsel
arzuların bastırılmasına neden olur. Bu kişiler başkalarını
yüceltebilir, aşık olabilir ama aşık oldukları kişilere cinsel arzu
duyamazlar.
c) Bağlanma sorunları: Yaşamın ilk yıllarında
anneleriyle güvenli bağlar kurma olanağı bulamayan insanlar daha
sonraki yıllarda bir insanla yakınlık kurmak, bağlanmak ve cinsel bir
aşk yaşamak konusunda zorluklar yaşarlar. Annelerinden ayrı büyütülen
başta maymunlar olmak üzere çeşitli hayvan türlerinde de cinsel ilginin
ve ilişki çabasının olmadığı gösterilmiştir.
d) Takıntılı (obsesif) kişilikler:
Bazı obsesif karakterler hijyen, temizlik, konularında o denli
hassastırlardır ki başka bir kişi ile öpüşmek, tensel temasta bulunmak
veya vücut sıvılarının karışmasından rahatsız olurlar ve cinsel
yakınlık ve ilişki istemezler. Cinsel yakınlığın yarattığı tedirginlik
arzu duymalarına engel olur. Cinsel yakınlık gerektirmeyen yakınlıklar,
arkadaşlıklar kurabilir ancak cinsel ilişkiden kaçınırlar.
e) Cinsel fobiler veya kaçınmalar: Bazı kişilerin
cinsel isteksizlikleri cinsel ilişkinin bazı yönlerine ilişkin
kaçınmalara veya korkulara bağlı olabilir. İnsanlarda cinsellikle
ilgili farklı zevkler ve farklı şeylerden hoşlanmalar olduğu gibi,
farklı şeylerden rahatsızlık da duyabilirler. Sevişme sırasındaki
ıslaklıklardan, terden, tükürükten, meniden ya da bazı yerlerinin
öpülmesinden, dokunulmasından rahatsız olabilirler ve bu
rahatsızlıklarından dolayı kaçınabilirler.
f) Çocuk istememek veya gebelik korkusu: Çocuk
istememek, kendini anne ya da baba olarak algılamayı istememek, bazen o
denli şiddetli bir arzu olur ki, cinsel ilgi ve istek tümden
baskılanabilir. Kendini genç kız olarak algılamaktan vazgeçmemek,
anneliğin getireceği sorumlulukları üstlenmeye hazır olamamak ya da
doğum yapmaktan korkmak gibi nedenlerle gebe kalmak istemeyen bir kadın
cinsel ilişkiden kaçınmak için cinsel isteğini ketleyebilir.
g) Bazı psikiyatrik hastalıklar:
Depresyon başta olmak üzere birçok psikiyatrik rahatsızlık cinsel
isteği azaltır ya da geçici bir süre ortadan kaldırır. Cinsel isteği
olumuz etkileyebilecek diğer psikiyatrik rahatsızlıklar şunlardır:
Yaygın anksiyete bozukluğu, özellikle cinsellikle ilgili obsesyonların
olduğu obsesif-kompülsif bozukluk, Travma sonrası stres bozukluğu,
panik bozukluk, özellikle anksiyetenin yoğun olduğu dönemlerde
şizofreni gibi psikotik bozukluklar.
Zor insanlarla kolay iletişimin yolları
Yoğun iş stresi altında olanlar, günlük yaşamda iletişim kurmakta güçlük çekenler için çok yararlı bir seminer sizi bekliyor.Yoğun iş stresi altında olanlar, günlük yaşamda iletişim kurmakta güçlük çekenler, işyerinde patronu ya da iş arkadaşlarıyla çatışma içinde olanlar için Bengi Semerci Enstitüsü ile PTMS (Pharma Tailor Made Services) sağlık sektörüne yönelik 1 günlük seminer düzenliyor.
Farklı sektörlere yönelik hazırlanan seminerin ilki hastane yöneticileri, ilaç sektörü çalışanları ve yöneticilerine özel konularla gerçekleştirilecek.'Zor İnsanlarla Başa Çıkmak' konulu seminerde, zor insanların iletişim biçimleri, davranışları, zor insanların nasıl anlaşılacağı, iletişim becerileri anlatılacak.
Prof. Dr. Bengi Semerci "Zor insanlar, toplumdan topluma, kişiden kişiye farklı tanımlansa da temelde benzer davranışlar gösteriyor. İletişlim konusunda yaşanan güçlükler ise şirketlerde verimliliğin ve kişisel motivasyonun azalmasına neden oluyor.
Ancak unutulmaması gereken nokta, insanların değil ama davranışların değişebileceğidir. Bir günlük seminerin amacı iletişim konusundaki güçlüklerin üstesinden gelmek için bilgi ve taktikler kazanmaktır" dedi.
4 Haziran 2009 günü Sofa Otel'de düzenlenecek seminere katılanlara dramatizasyon yaptırılarak farklı deneyimler yaşamaları sağlanacak.
Çilekli Milföy Pasta
Malzemeler (6 adet pasta için)6 Parça Kare Milföy
Kreması için;
1,5 Su Bardağı Süt
1 Çay Bardağı Toz Şeker
1/2 Çay Bardağı Un
1 Tatlı Kaşığı Buğday yada Mısır Nişastası
1 Paket Vanilya
1 Yumurta Sarısı
Yapılışı:
Öncelikle kare milföyleri, ortadan ikiye bölün. Bir tepsiye dizin (tepsiyi yağlamanıza gerek yok) üzerine çatalla delikler yapın. Önceden ısıtılmış, 180 derece fırında, üzerleri hafif pembeleşinceye kadar pişirin.
Krema malzemelerinin tamamını, orta ateşte çırpma teli ile sürekli karıştırarak pişirin. Kaynamaya başlayınca (koyulaşıp, iri göbekler atmaya başladığında) altını kapatın ve arada karıştırarak ılınmasını sağlayın.
Milföyün üzerine pudra şekeri serpip, bir yemek kaşığı kadar krema koyun ve ikiye böldüğünüz, çilekleri dizin. Diğer milföyü kapatın ve üzerine krema sürün ve kakao serpin. Çilekler ile süsleyin.
Hunerlibayanlar
Kırmızı Biberli Tavuk
Malzemeler : 1 kg. kırmızı biber
2 adet açılmış ve ince dövülmüş tavuk göğsü
1 su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri
50 gr. tereyağı
3 diş sarımsak
1 çay kaşığı kimyon
yarım çay kaşığı karabiber
2 adet taze soğan
tuz
Kırmızı Biberli Tavuk Sarması
yemeğinin hazırlanışı:
Kırmızı biberleri bir tarafından boyuna yarıp çekirdeklerini ve sapını çıkardıktan sonra tuzlu suda haşlıyoruz. Ayrı bir kapta tereyağı ,ezilmiş sarımsak ,kimyon ,karabiber ve tuz ekleyip karıştırıyoruz. Biberleri sıcak sudan çıkarıp soğuk suya batırıp kabıklarını soyuyoruz. Fırın tepsisine alüminyum folyo serip üzerine biberlerin yarısını tek kat olarak yaydıktan sonra üzerine tavukları yerleştiriyoruz. Hazırladığımız tereyağlı karışımı tavukların üzerine sürüyoruz. Üzerine rendelenmiş kaşar peynirini serperek kalan biberleri üzerine serip rulo yapıyoruz. Bu işlem biraz özen ve el becerisi gerektiriyor. Sarma işlemi sırasında parmaklarınızdan ziyade avuç içlerinizi kullanmanızı öneririm. Tepsinin üzerini alüminyum folyo ile kapatarak önceden ısıttığımız 200 derece fırında 40-50 dakika kadar pişiriyoruz. Et kendi suyuyla pişiyor ve oldukça fazla su salıyor. Servis yaparken bu suyu kaşıkla üzerine gezdirebilirsiniz. Dilimleyerek üzerine ince kıyılmış taze soğan serpip ,tavuk suyuyla pişirdiğimiz sade pilav eşliğinde sıcak sıcak servis yapıyoruz.
e-lezzet.com
Bu köfteyi kim yemez ki
Malzemeler : 400 gram kekik ve baharatla hazırlanmış köfte
18 adet 30 gramlık pide
200 gram patates püresi
1 su bardağı et suyu
50 gram tereyağı
Domates sosu
Yoğurt sosu
Hazırlanışı:
Küçük hamburger köftesi şeklinde hazırladığınız köfteleri ızgarada pişirin. Tereyağını bir tavada eritin. Pideleri tereyağında alt üst ederek kızartın. Et suyu ve biraz domates sosu ilave edin. Servis tabağına alın. Izgara köfteleri üzerine dizin. Köftenin üzerine patates püresi yayın. Yanında ılık yoğurt sosuyla servis yapın. Domates sosu için ince kıyılmış 1 adet soğan ve 1-2 diş sarımsağı 1 çorba kaşığı margarinde sote edin. Rendelenmiş domatesi ilave edin. Salçayı ekleyip ezin. Defne yaprağı ve tuz ekleyerek pişirin. Servis yapmadan önce defne yapragını çıkartın. Yoğurt sosu için süzme yoğurt, 4 diş dövulmüş sarmısak, 2 tatlı kaşığı tereyağı ve biraz karabiberi bir kapta spatulayla karıştırın.
e-lezzet
Limonlu Pelte
Malzemeler3 çorba kaşığı mısır nisaştası
3 su bardağı su
1 limon kabuğu rendesi
1/2 su bardağı limon suyu
1 su bardağı toz şeker
Yapılışı
Nişastayı bir su bardağı suyla eritin. İki su bardağı su, limon suyu,tozşeker ve limon kabuğunu kaynatın. Kaynayan limonlu suya sicim gibi akıtarak nisaştalı suyu dökün. Karışım koyulaşıncaya kadar pişirin. Ocaktan aldıktan sonra kaselere doldurun. 3-4 saat bekletip tabağa ters çevirip süsleyip servis yapın.
Tazenane
Sigara gözleri de vuruyor
ADANA
(İHA) - Göz Hastalıkları Uzmanı Op.Dr. Halil Aksu, sigaranın gözün
korneasına, retinasına, görme siniri ve damarlarına zarar verdiğini
söyledi.Özel Çukurova Göz Hastanesi Başhekimi Op.Dr. Halil Aksu, Türkiye'de yılda 100 bin dünya da ise 4 milyon insanın ölümüne sebep olan sigaranın ilk vurduğu organlardan birisinin de göz olduğunu söyledi. Sigaranın gözde geriye dönüşü olmayan körlüklere sebep olduğunu belirten Op.Dr. Aksu, "Sigara gözün korneasına, retinasına, görme siniri ve damarlarına zarar vermektedir. Görme siniri üzerindeki toksik etkisi yanında iskemi (oksijen kıtlığı) aracılığıyla görme sinirlerinin kurumasına yolaçmakta. Retina üzerine olan zararı ise, kanın ana maddelerinden birisi olan trombositlerin birbirlerine yapışma özelliğini artırarak damarların tıkanmasına ve ayrıca damar sertliğine yol açarak 60 yaş ve üzerine gelindiğinde yaşa bağlı makula dejenerasyonu dediğimiz geriye dönüşü olmayan sarı nokta hastalığına sebep olurki bu da körlük demektir. Yaşa bağlı maküla dejenerasyonuyla oluşan körlüklerin yüzde 27'si sigaraya bağlıdır" dedi.
Op.Dr. Aksu, ayrıca, hastane olarak hastalar üzerinde yaptıkları çalışmada sigaranın göz tembelliğine, görme alanı bozukluğuna, oksijen kıtlığına bağlı görme azalmasına sebep olduğunu tespit ettiklerini söyledi.



